Etrafımıza baktığımızda, sıklıkla çocukları için canla başla çabalayan ebeveynler görürüz. Bu çok doğaldır. Pek çok anne-baba kendi çocuğunun en iyi okullara gitmesini, en iyi aktivitelere katılmasını, derslerde en iyi olmasını ister. Belli bir noktaya kadar gayet normal olan bu hissiyatın, ülke şartlarının da etkisiyle bazen abartılı noktalara varabildiğini görüyoruz. Örneğin “Oğlum Ahmet’in matematiği süper olsun, diğer çocuklarınki olmasın ki benim oğlum sınavlarda onların önüne geçsin” tarzında yaklaşımlara rastlayabiliyoruz. Bir takım şartlar bazılarımızı bu noktaya taşıyabiliyor. Ancak “bireysel kurtuluş”un olmadığının farkına varmamız gerekiyor. Sınıfında, okulunda veya büyük sınavda muhteşem performans göstererek bir numara olan Ahmet, kendini kurtarmış gibi görünebilir. Ancak Ahmet ileride sınıf arkadaşlarından Ali’nin müteahhitliğini yaptığı bir apartmanda oturacak, Tolga ile bir işte ortak olacak, Sinem ile trafikte karşı karşıya gelecek, Mert’ten avukatlık hizmetleri alacak, Ayşe tarafından belki ameliyat edilecektir! Oturduğu evin sağlamlığı Ali’nin teknik bilgisine ve etik anlayışına bağlıdır. Ameliyatın başarılı geçmesi Ayşe’nin teknik bilgisine, etik anlayışına ve odaklanma süresine bağlıdır. Buna daha pek çok örnek ekleyebiliriz. Dolayısıyla bırakın duygusal ve insani yönünü, sırf “fayda” noktasından bile bakılacak olursa, Ahmet’in ailesinin aslında tüm çocukların eğitimi ile ilgili kaygılanması gerekir. Mor Sincap’ı kuranlar olarak, bizler bütün çocuklara “çocuklarımız” gözüyle bakıyor, her adımımızda mümkün olduğu kadar çok çocuğa olumlu etkimiz olmasını arzu ediyoruz. Unutmayın; bireysel kurtuluş diye bir şey yoktur!